Temmuz - Ağustos Favorileri

zaterdag, augustus 25, 2018

Dekorasyon:






Xenos çay saklama kutusu. Nihayet ahşap country tarzda olmayan bir çay kutusu buldum. Siyah, cam ve bence çok havalı. Orta sehpanın üstünde duruyor, dileyen seçip içiyor. 

Çoluk çocuk:



Defnotullah Pareoğlu hanfendilerin küçük beşiği. Bizim yatağın yanında duruyor bu. Henüz kendi odasındaki büyük beşiğe geçmedi. Özellikle ilk aylardaki çok mıkırdayan uyanan fıkırdayan bebeklere seksen kez kalkıp gitmek yorucu oluyor. Böyle biraz aynı odada yatmak daha iyi. Ben en basit, sade ve ucuzunu aldım açıkcası. Daha alengirli ve pahalı olanları gereksiz buldum 3-4 ay kullanılacak bir şey için. Memnunum.



Yine beşiğin üstüne aldığım Koeka battaniye de aşk yaşanacak kadar güzel. Büyük boyu olsa kendimize alırım, gidip pembe almam tabi. Çok kaliteli, yumuşacık, yıkayınca bozulup sertleşmiyor. Hiç ucuz değil ama verdiğiniz parayı hakediyor. Bunun birkaç çeşidi vardı ben gittim en kalınını aldım (üşür o üşür) ama yaz için çok fazla geldi. O yüzden şimdi bir de incesinden alasım var. Önümüzdeki yaza çok lazım. 




Umud Ali beylerin de severek takip ettiği Warrior Cats serisinin nihayet bir kitabı daha Hollandacaya çevrildi, evde bir bayram havası. Ben bunların çıkış tarihini takip edip online alıp hediye paketi yaptırıp eve yolluyorum. Umud paketi açınca her seferinde çok seviniyor. Keşke biraz daha hızlı çevrilse.

Üst Baş:





Dünyanın geri kalanı gibi ben de bu yaz deniz kabuğu kolye aldım. Napsaydım geri mi kalsaydım? Ben etsy’den aldım. 



Bir de alalı epey olmasına rağmen yeni giyebildiğim Zara terlikler. Bence çok şıklar ama rahat olduklarını söyleyemem, tabanı fazla ince.

Çiçek:



Temmuz agustos demek ortanca demek, diğer çiçeklerin yüzüne bile bakmadım.

Kozmetik:



Biore kömürlü peeling. Biore kömürlü temizleyici ve peelingleri sağda solda çok duydum ve gördüm birkaç aydır. Ben de denemek istedim. Yazın sıcaktan olduğundan daha yağlı ve pürüzlü hale gelen cildime iyi geldi. Ben haftada 3-4 kez duşta kullanıyorum. Fiyatı da 7-8 Euro gibi bir şeydi. Ekonomik diyeceğim ama liraya çevirince dememeye karar verdim. Güzel bir ürün denk gelirse deneyin derim.

Yiyecek:



Söylemesi ayıp barbekü. Bu yaz hiç yapmadığımız kadar barbekü yaptık cehennem sıcakları sagolsun. 

Dizi:

Çok güzel diziler izledim. Hepsini de baştan çok tavsiye ediyorum.



İlki canım Dexter Micheal C. Hall’ın yeni mini dizisi Safe. Netflixte yayınlanıyor ve sekiz bölümden oluşuyor. İngiltere, küçük bir kasaba, sırlar, kaybolan gençler vs derken tam benlik, ilgi çekici ve sürükleyici bir dizi. Belki daha önce işlenmemiş, bambaşka bir konu sunmuyor ana yine de vakit geçirtecek güzel bir dizi.



İkincisi yine aşırı canım Cristina Yang Sandra Oh’un yeni dizisi Killing Eve. Epey çatlak ve psikopat kiralık katil Villanelle ve İngiliz iç istihbaratı için çalışan Eve Polastri arasındaki zaman zaman takıntıya varan kedi fare oyununu seyretmek çok lezzetliydi. Yine sekiz bölüm süren ilk sezonun ardından ikinci sezon onayı aldı bile.



Son olarak da benim izlemekte geç kaldığım The Handmaid’s Tale. Elbette sürekli duyuyordum ama sanki sevmem gibi geliyordu, bir de ücretli yayınlandığı için bulması biraz zor bir diziydi uğraşmadım ben de. Ama geçen ay hadi dedim deneyeyim. Bir haftada iki sezonu da bitirdim, başından kalkamadım. Ütopik bir dünyada geçen hikayelere kaptırmak dizilerde de kitaplarda da sinemada da zordur benim için ama The Handmaid’s Tale çok çarpıcı konusu, insanın içini ezen sahneleri, sürekli havada dönen o gerilim, muhteşem oyunculuklar derken bambaşka bir dizi olmuş. Ben de herkes gibi merakla üçüncü sezonu bekliyorum.

Film:



Three Billboards Outside Ebbing Missouri. Ben bu filmi neden bu kadar geç izledim bilmiyorum. Uzun zamandır izlediğim en en en güzel film. Aldığı tonla ödülden de belli sanırım. Oyunculuk, fotoğraf gibi kareler, ışık, senaryo, diyaloglar hepsine bayıldım. Biraz bana Coen kardeşlerin Fargo’sunu hatırlattı ki başrol zaten aynı. Frances McDormand muhteşem bir kadın!

Kitap:



Benim için epey geç bir keşif oldu ama Nicci French okumaya başladım. Blauwe Maandag (Blue Monday) psikolog Frieda Klein serisinin ilk kitabı. Polisiye hikayeleri benim gibi seviyorsanız çok tavsiye ederim. Çok da akıcı pıt diye okunup bitiyor.

You Might Also Like

1 reacties

Labels