Eylül Ayı ve Instagram

maandag, oktober 08, 2018

Eylül’den pek verim alamadım ben. İlk iki hafta nezle, ataklı, pamukçuk olmuş huzursuz bir bebekle geçti zaten. Onun dışında Umud’un çalışması gereken dersler, ödevleri -ki nedense hep benimle yapmak istiyor- yüklendi. Üstüne bonus olarak da gripli adam. Bence bu en kötüsü çünkü sizin adamları bilemiyorum ama benimki komada gibi davranıyor grip olunca. 🤦🏻‍♀️ 




Eylül gelir gelmez tüm renklerden bir soğuyorum ve sadece kahve, kızıl, sarı tonlarda şeyler gözüme güzel geliyor. 



Mesela Defne’ye son zamanlarda aldığım kıyafetlerin rengine bakın:) 



Bunlar da Umud’a. Tişört Zara kız çocuk reyonundan ama çaktırmadım bizimkine. Erkekler leopar giyemez diye bir şey yok bence. Ha bu tişörtten kendime de aldım bu arada.



Normalde tam bir akşam insanıyımdır. Akşamları enerjim gelir, kafam çalışır ve daha neşeli olurum. Ama bir süredir sabahları ve özellikle herkesten önce uyandıysam o sessizliği de çok sever oldum. Ama yine de sabah acele etmeyi koşturmayı sevmiyorum. Yavaş yavaş güne başlamak güzel oluyor eğer mümkünse.



Öyle ağır ağır hayata karıştığım :) sabahlardan biriydi bu da. Acele etmemek insana büyük bir huzur veriyor ama tabi çocuklar, ev işi, çalışma hayatı buna çok az müsade ediyor gerçekte.



Umud’la beraber havuçlu cevizli kek yaptık. Çok da güzeldi.  Bir süredir şekeri büyük oranda azalttım, ev halkı da azalttı ama yani keksiz kurabiyesiz de yeterince mutlu olamıyorum. O hurmalı filan kekler de bana göre değil üzgünüm. Abartmadan yenebilir bence.



Leoparlı tayt, ördekli tişört. Defnik hanım desenleri karıştırmayı seviyormuş :) Tayt Zara, tişört Mini Rodini meraklısına.



Umud’un odasının bir duvarına grafiti duvar kağıdı yaptık. Aşşşırı bad-ass, büyüdüm ben, minik değilim havası verdi. Defneyle Umudun odalarını göstersem hoşunuza gider mi bu arada?




Bir ay sonra 10 yaşında olacak. Şimdiden hormonları değişmeye başladı. Çene pabuç, inatçı, huysuz, geç yatıp geç kalkmak istiyor, anasını babasını beğenmiyor vs vs. Party hard yani bu ara bizim evde:) beyimle peygamberliğimizi ilan etmeyi düşünüyoruz kısmetse sabretmekten. Ama bir yandan da hala ana kuzusu. Bıraksan her gece anasıyla uyumak ister, günde 5-6 kez beni ne kadar seviyorsun diye sormayı, eve girince anneeeeee diye seslenmeyi, geceleri kırk kez son bir öpücük sarılma istemeyi sever.





Peki Defnik’in bu kıyafetinin güzelliği! Güldüğü fotoğrafını da çok sevdim. 



Pembelerden fırfırlardan sonra ciddi giydireyim dedik ama leopar işi bozdu. 





Temiz nevresim ve taze kahve. Dünyada beni en çok mutlu eden şeylerde ilk ona girer. 



Akşamları ertesi gün ne giydirsem diye iki çocuğumun da dolabının önünde kıyafet seçmek gibi bir hobim var. Kendim aynı kot ve tişörtle yasıyorum ama.



Skinny jean yaşı geldi öyle demeyin. Gerçi selülitli bacaklar zor sığdı :)





Evet ben de artık sürekli bebek fotografı paylaşan bir insan oldum. Ama ne yapayım duramıyorum.



Ayyyylar sonra bizim servise gittim bir de. Toplantı vardı Defne’yi de götürdüm. Kucağımda uslu uslu uyudu neyse ki.  



Bu iki kıskanca da söyleyecek söz bulamıyorum artık. Normalde Defne’nin odasını kapalı tutuyorum çünkü açık bırakınca bu ikisi yerleşiyor. 









Bir de Defnik hanımla ilk ‘yurtdışı’ gezisini de yaptık. Fazla uzaklaşamadık gerçi:) köln’e gittik. Çok da ayılıp bayıldığım bir şehir değil ama değişiklik oldu diyelim.



Ekim artık doğum iznimin son ayı olacak, kasımda işe dönüyorum. Ufaktan bir gerilmeye başlamıştım nasıl olacak nasıl kombine edeceğim bebekle diye ama sonra bunu düşünerek çalışmadığım son ayı gerginlikle harcamamaya karar verdim. Hayırlısı.

You Might Also Like

0 reacties

Labels